- Konu Yazar
- #1
Yapay zeka, sosyal medya içeriklerini hazırlamak için yeni bir dost gibi görünüyor. Hani şu, her an el altında olan ve sürekli olarak hayatınızı kolaylaştıran o arkadaşınız var ya, işte tam öyle. Ancak, bu yeni “arkadaş” bazen ne kadar akıllı olsa da, insanların yaratıcılığını tam anlamıyla yakalayamıyor. Yani, bir yapay zekanın duygusal bir derinliği ya da mizah anlayışı… yok! Ama yine de, işin içine girdiğinde, nefis bir içerik ortaya çıkarmak mümkün.
Bir düşünün, sabah işe giderken yolda bir anket yapılıyor. “Bugün sosyal medya paylaşımlarımızda ne olsun?” diye soruluyor. Yapay zeka, hemen devreye giriyor ve “Daha fazla etkileşim almak için bu başlıkları kullanın!” diyor. Hemen aklınıza şu geliyor: “Ya bu başlıklar beni neden heyecanlandırsın ki?” İşte burada devreye insan faktörü giriyor. Zeka yapay olabilir ama ruh… ruh insana ait!
Sosyal medya, haliyle her gün değişen bir mecra. O yüzden içerik hazırlarken, bu değişimleri takip etmek şart. Yapay zekanın sunduğu veriler, tıpkı bir pusula gibi; ama sonuçta hangi yöne gideceğinizi siz belirliyorsunuz. Yani, “Yapay zeka bana ne önerdi?” demek yerine, “Ben ne yazmak istiyorum?” demek daha kıymetli. Çünkü sonuçta içerik, bir kişinin iç dünyasını yansıtır. Kısaca, insanın kalbinden geçeni yapay zeka anlamaz.
Kimi zaman yapay zeka ile hazırlanan içerikler, o kadar teknik terim dolu oluyor ki, okuyucu sanki bir bilim dergisi okuyor gibi hissediyor. Oysa sosyal medya, biraz samimiyet, biraz mizah ve bolca içtenlik ister. Yani, “Yapay zeka ile sosyal medya içeriği hazırlamak” demek, bir robotun yazdığı cümleleri sıralamak değil, insanın duygularını aktarmak demektir. Ah, bir de şu var; bazen bir cümleye nokta koymak yerine üç nokta ile bırakmak, duygusal bir derinlik katıyor.
İçerik hazırlarken, bazen düşüncelerinizi kısa ve öz bir şekilde ifade etmek, bazen de uzun uzadıya anlatmak gerekebilir. Ne de olsa sosyal medya, her türlü ifade biçimini kabul eden bir dünya. “Vay be, bunu da yapmışlar!” dedirten içerikler, insanların dikkatini çekerken, yapay zeka da devreye girip o anı yakalıyor. Ama sonuçta, o anı yaratacak olan yine insanın kendisidir.
Hadi bir de eğlenceli bir örnek verelim; mesela bir mizah sayfası için içerik hazırlıyorsanız, yapay zekaya “Komik şakalar öner” dediğinizde, elinize bir liste geçer. Ama o şakaların içinden hangisinin gerçekten komik olduğunu anlamak, sizin mizah anlayışınıza kalmış. Yani, yapay zekanın önerileri, sadece bir başlangıç noktası. Kendi dokunuşunuzu eklemeden, o içerik bir hiç!
Sonuç olarak, yapay zeka ile sosyal medya içeriği hazırlamak, bir nevi dans etmeye benziyor. Bir partnerle birlikte, ama her zaman lider siz olmalısınız. Zeka yapay, ama yaratıcılık ve mizah insana ait. O yüzden, bu ikiliyi dengede tutmak, hem eğlenceli hem de öğretici bir süreç. “Eee, o zaman neden bekliyoruz ki?” diyerek, hemen işe koyulmakta fayda var. Unutmayın, sosyal medya dünyasında kalıcı olmak için, insan dokunuşunu asla ihmal etmemek lazım...
Bir düşünün, sabah işe giderken yolda bir anket yapılıyor. “Bugün sosyal medya paylaşımlarımızda ne olsun?” diye soruluyor. Yapay zeka, hemen devreye giriyor ve “Daha fazla etkileşim almak için bu başlıkları kullanın!” diyor. Hemen aklınıza şu geliyor: “Ya bu başlıklar beni neden heyecanlandırsın ki?” İşte burada devreye insan faktörü giriyor. Zeka yapay olabilir ama ruh… ruh insana ait!
Sosyal medya, haliyle her gün değişen bir mecra. O yüzden içerik hazırlarken, bu değişimleri takip etmek şart. Yapay zekanın sunduğu veriler, tıpkı bir pusula gibi; ama sonuçta hangi yöne gideceğinizi siz belirliyorsunuz. Yani, “Yapay zeka bana ne önerdi?” demek yerine, “Ben ne yazmak istiyorum?” demek daha kıymetli. Çünkü sonuçta içerik, bir kişinin iç dünyasını yansıtır. Kısaca, insanın kalbinden geçeni yapay zeka anlamaz.
Kimi zaman yapay zeka ile hazırlanan içerikler, o kadar teknik terim dolu oluyor ki, okuyucu sanki bir bilim dergisi okuyor gibi hissediyor. Oysa sosyal medya, biraz samimiyet, biraz mizah ve bolca içtenlik ister. Yani, “Yapay zeka ile sosyal medya içeriği hazırlamak” demek, bir robotun yazdığı cümleleri sıralamak değil, insanın duygularını aktarmak demektir. Ah, bir de şu var; bazen bir cümleye nokta koymak yerine üç nokta ile bırakmak, duygusal bir derinlik katıyor.
İçerik hazırlarken, bazen düşüncelerinizi kısa ve öz bir şekilde ifade etmek, bazen de uzun uzadıya anlatmak gerekebilir. Ne de olsa sosyal medya, her türlü ifade biçimini kabul eden bir dünya. “Vay be, bunu da yapmışlar!” dedirten içerikler, insanların dikkatini çekerken, yapay zeka da devreye girip o anı yakalıyor. Ama sonuçta, o anı yaratacak olan yine insanın kendisidir.
Hadi bir de eğlenceli bir örnek verelim; mesela bir mizah sayfası için içerik hazırlıyorsanız, yapay zekaya “Komik şakalar öner” dediğinizde, elinize bir liste geçer. Ama o şakaların içinden hangisinin gerçekten komik olduğunu anlamak, sizin mizah anlayışınıza kalmış. Yani, yapay zekanın önerileri, sadece bir başlangıç noktası. Kendi dokunuşunuzu eklemeden, o içerik bir hiç!
Sonuç olarak, yapay zeka ile sosyal medya içeriği hazırlamak, bir nevi dans etmeye benziyor. Bir partnerle birlikte, ama her zaman lider siz olmalısınız. Zeka yapay, ama yaratıcılık ve mizah insana ait. O yüzden, bu ikiliyi dengede tutmak, hem eğlenceli hem de öğretici bir süreç. “Eee, o zaman neden bekliyoruz ki?” diyerek, hemen işe koyulmakta fayda var. Unutmayın, sosyal medya dünyasında kalıcı olmak için, insan dokunuşunu asla ihmal etmemek lazım...