Bir sabah, işe gitmek için kalktığında yatağında dönüp duruyorsun. Gözlerin yarı kapalı, aklında yüzlerce düşünce... "Bugün yine aynı şeyleri mi yapacağım?" diye soruyorsun kendine. İşte bu, kariyerde tükenmişlik sendromunun ilk sinyalleri olabilir. Hani, işin başında heyecanla doluyken, zamanla o heyecanın yerini yavaş yavaş bir sıkıntı alır. Vay canına, bu nasıl bir döngü böyle? Kimi zaman işten aldığın zevk, içindeki enerjiyi sömürmeye başlar. Bir süre sonra, o heyecanı kaybettiğinde, kendini bir makine gibi hissedebilirsin. İşte tam da burada, durup düşünmek gerek...
Hayatın getirdiği sorumluluklar ve hedefler bazen ağır bir yük haline gelebiliyor. "Acaba ben bu yükü taşıyabilecek miyim?" diye endişelenmek, oldukça yaygın bir durum. Mesela, bir arkadaşın iş yerinde sürekli fazla mesai yaparken, diğer yandan kendi hayatını ihmal ettiğini fark etti. Bu durum, onun ruhsal sağlığını da olumsuz etkiledi. Uzun süre böyle giderse, ne olacağı belli değil... Belki de sen de aynı duruma düşmüşsündür. Hani, bir noktada yeter dediğin anlar vardır ya, işte o anlar tükenmişliğin habercisi. Kendi sınırlarını bilmek ve onları aşmamak, bu süreçte çok önemli.
İş yerinde yaşanan stres, bazen sadece iş ile sınırlı kalmıyor. Ailevi sorunlar, sosyal hayatın getirdiği zorluklar da cabası. Kendini sürekli bir koşuşturmanın içinde bulabilirsin. “Ya bu işten gerçekten zevk almayı unuttum mu?” diye düşünmeden edemezsin. Eğer sürekli yorgun ve bitkin hissediyorsan, belki de bir şeyleri gözden geçirmenin vakti gelmiştir. Yaşam kaliteni düşüren bu hislerle başa çıkmanın yolu, kendine zaman ayırmaktan geçiyor. Sadece bir nefes almak bile… Kafanda dönen düşünceleri bir kenara bırakıp, kendine bir mola vermek, çoğu zaman iyi gelebilir.
Peki, ne yapmalısın? Öncelikle kendine karşı nazik olmalısın. Kendini suçlamak yerine, “Ben de insandım, bu kadar yükü kaldırmak zorunda değilim” diyebilmelisin. Kendine karşı bir dost ol. Sadece işteki başarılarınla değil, diğer hayat alanlarındaki başarılarınla da kendini değerlendirmelisin. Biraz daha esnek olmayı dene. Hani, her zaman mükemmel sonuçlar almak zorunda değilsin. Belki bazen, işini bırakıp bir gün boyunca sadece kendinle kalmak… Ya da bir yürüyüşe çıkıp, doğanın tadını çıkarmak iyi gelebilir. Ya da dostlarınla bir kahve içip, dertleşmek bile…
Unutma, kariyer dediğin bir maraton. İlk başta heyecanla koşuyorsun ama sonra yavaş yavaş yorgunluk hissedebiliyorsun. İşini sevmenin yanı sıra, kendini sevmenin de önemli olduğunu unutmamalısın. Kendine bir dur demek, gerektiğinde sınır koymak; hem iş hayatında hem de kişisel yaşamında dengeni bulmana yardımcı olabilir. Kendini yeniden keşfetmek, belki de senin için bir dönüm noktası olacaktır. İşte bu yüzden, kendine bir şans tanı... Sıkı sıkıya sarılma çalıştığın her şeye, bazen bırakmak da bir seçenek olabilir.
Hayatın getirdiği sorumluluklar ve hedefler bazen ağır bir yük haline gelebiliyor. "Acaba ben bu yükü taşıyabilecek miyim?" diye endişelenmek, oldukça yaygın bir durum. Mesela, bir arkadaşın iş yerinde sürekli fazla mesai yaparken, diğer yandan kendi hayatını ihmal ettiğini fark etti. Bu durum, onun ruhsal sağlığını da olumsuz etkiledi. Uzun süre böyle giderse, ne olacağı belli değil... Belki de sen de aynı duruma düşmüşsündür. Hani, bir noktada yeter dediğin anlar vardır ya, işte o anlar tükenmişliğin habercisi. Kendi sınırlarını bilmek ve onları aşmamak, bu süreçte çok önemli.
İş yerinde yaşanan stres, bazen sadece iş ile sınırlı kalmıyor. Ailevi sorunlar, sosyal hayatın getirdiği zorluklar da cabası. Kendini sürekli bir koşuşturmanın içinde bulabilirsin. “Ya bu işten gerçekten zevk almayı unuttum mu?” diye düşünmeden edemezsin. Eğer sürekli yorgun ve bitkin hissediyorsan, belki de bir şeyleri gözden geçirmenin vakti gelmiştir. Yaşam kaliteni düşüren bu hislerle başa çıkmanın yolu, kendine zaman ayırmaktan geçiyor. Sadece bir nefes almak bile… Kafanda dönen düşünceleri bir kenara bırakıp, kendine bir mola vermek, çoğu zaman iyi gelebilir.
Peki, ne yapmalısın? Öncelikle kendine karşı nazik olmalısın. Kendini suçlamak yerine, “Ben de insandım, bu kadar yükü kaldırmak zorunda değilim” diyebilmelisin. Kendine karşı bir dost ol. Sadece işteki başarılarınla değil, diğer hayat alanlarındaki başarılarınla da kendini değerlendirmelisin. Biraz daha esnek olmayı dene. Hani, her zaman mükemmel sonuçlar almak zorunda değilsin. Belki bazen, işini bırakıp bir gün boyunca sadece kendinle kalmak… Ya da bir yürüyüşe çıkıp, doğanın tadını çıkarmak iyi gelebilir. Ya da dostlarınla bir kahve içip, dertleşmek bile…
Unutma, kariyer dediğin bir maraton. İlk başta heyecanla koşuyorsun ama sonra yavaş yavaş yorgunluk hissedebiliyorsun. İşini sevmenin yanı sıra, kendini sevmenin de önemli olduğunu unutmamalısın. Kendine bir dur demek, gerektiğinde sınır koymak; hem iş hayatında hem de kişisel yaşamında dengeni bulmana yardımcı olabilir. Kendini yeniden keşfetmek, belki de senin için bir dönüm noktası olacaktır. İşte bu yüzden, kendine bir şans tanı... Sıkı sıkıya sarılma çalıştığın her şeye, bazen bırakmak da bir seçenek olabilir.