- Konu Yazar
- #1
Yapay zeka ile makale yazma deneyimleri, son yıllarda gündemin en popüler konularından biri haline geldi. İnsanların yaratıcılığını zorlayan, bazen de canını sıkan bu teknoloji, nasıl bir şeydir gerçekten? Öncelikle, yapay zekanın bir makale yazarken insan gibi düşünmesini beklemek, biraz tuhaf. Hani, bazen insanın aklına bir fikir gelir; işte o an, o yazıyı yazmak için hemen bilgisayar başına geçmek istersiniz. Ama yapay zeka, o duyguları hissetmiyor. Kafasında sadece kodlar ve algoritmalar var. Yani, işin özü, yapay zekaya bir şeyler yazdırmak, bir yere kadar eğlenceli. Ama sonrasında gerçek bir yazarın o duygu yoğunluğuna ihtiyacı hissediyorsunuz.
Düşünsenize, bir makale yazmaya başladığınızda, bir anlık ilhamla neler yazabiliyorsunuz değil mi? Oysa yapay zeka, her seferinde aynı kalıpları kullanıyor. Mesela, “Yapay zeka şunu yapabilir, bunu yapabilir...” diye gidiyor. Yani, bazen okuyucunun ne hissettiğini anlamıyor gibi. Ama yine de, yazarken insanın aklında bir yere kadar kalıyor. İşin komik yanı, yapay zekanın ürettiği metinlerde bazen o kadar mantık hatası olabiliyor ki, insan gülmekten kendini alamıyor. “Yahu, bu nasıl bir cümle?” demeden edemiyor insan.
Bunu deneyimleyen biri olarak, bazen kendime soruyorum; bu yazılar gerçekten okuyucuya bir şeyler katıyor mu? Yoksa sadece zaman kaybı mı? İşte, yapay zeka burada devreye giriyor. O da ne kadar ilginç, değil mi? Bazen bir cümle kuruyor, sonra bir bakıyorsunuz ki tamamen farklı bir konuya geçiyor. Dikkatinizi çekiyor mu? Yani, düşünsenize, bir makalenin ortasında “Kedilerin neden bu kadar sevimli olduğu hakkında bir araştırma...” gibi bir şey çıkıyor. O an, gözlerinizi açıp “Ne alaka?” diyorsunuz.
Bir başka deyişle, yapay zeka ile yazılan metinlerde yaratıcılık bir kenara itiliyor. İnsan, o metinleri okurken, “Acaba yazı kimin tarafından yazıldı?” diye sorguluyor. Aklında sürekli bir soru var; “Acaba insanın yerini alabilir mi?” Zaman zaman bu soruyu kendime soruyorum. Gerçekten, bir makale yazarken hissettiğiniz o duygu, yapay zekanın aklından geçiyor mu? Zannetmiyorum. Ama yine de bu teknolojinin gelişimi, insanın hayatını kolaylaştırıyor. Günlük işlerimizi hızlandırıyor, bilgiye hızlı ulaşmamızı sağlıyor.
Sonuç olarak, yapay zeka ile makale yazma deneyimi, bir yandan eğlenceli bir yolculukken, diğer yandan düşündürücü bir süreç. Kimi zaman insanın yerini alabileceği düşüncesi içimizi ürpertiyor. Ama unutmayalım ki, yazmak sadece kelime dizmek değil. O bir ifade biçimi, bir duygu aktarımı... Ve bu, yapay zekanın asla tam anlamıyla başaramayacağı bir şey. Yazarken hissetmek, o anı yaşamak... İşte, gerçek yazarın farkı burada ortaya çıkıyor. Yani, yapay zeka belki iyi bir yardımcı olabilir ama onun yerini alması, çok uzak bir hayal gibi görünüyor.
Düşünsenize, bir makale yazmaya başladığınızda, bir anlık ilhamla neler yazabiliyorsunuz değil mi? Oysa yapay zeka, her seferinde aynı kalıpları kullanıyor. Mesela, “Yapay zeka şunu yapabilir, bunu yapabilir...” diye gidiyor. Yani, bazen okuyucunun ne hissettiğini anlamıyor gibi. Ama yine de, yazarken insanın aklında bir yere kadar kalıyor. İşin komik yanı, yapay zekanın ürettiği metinlerde bazen o kadar mantık hatası olabiliyor ki, insan gülmekten kendini alamıyor. “Yahu, bu nasıl bir cümle?” demeden edemiyor insan.
Bunu deneyimleyen biri olarak, bazen kendime soruyorum; bu yazılar gerçekten okuyucuya bir şeyler katıyor mu? Yoksa sadece zaman kaybı mı? İşte, yapay zeka burada devreye giriyor. O da ne kadar ilginç, değil mi? Bazen bir cümle kuruyor, sonra bir bakıyorsunuz ki tamamen farklı bir konuya geçiyor. Dikkatinizi çekiyor mu? Yani, düşünsenize, bir makalenin ortasında “Kedilerin neden bu kadar sevimli olduğu hakkında bir araştırma...” gibi bir şey çıkıyor. O an, gözlerinizi açıp “Ne alaka?” diyorsunuz.
Bir başka deyişle, yapay zeka ile yazılan metinlerde yaratıcılık bir kenara itiliyor. İnsan, o metinleri okurken, “Acaba yazı kimin tarafından yazıldı?” diye sorguluyor. Aklında sürekli bir soru var; “Acaba insanın yerini alabilir mi?” Zaman zaman bu soruyu kendime soruyorum. Gerçekten, bir makale yazarken hissettiğiniz o duygu, yapay zekanın aklından geçiyor mu? Zannetmiyorum. Ama yine de bu teknolojinin gelişimi, insanın hayatını kolaylaştırıyor. Günlük işlerimizi hızlandırıyor, bilgiye hızlı ulaşmamızı sağlıyor.
Sonuç olarak, yapay zeka ile makale yazma deneyimi, bir yandan eğlenceli bir yolculukken, diğer yandan düşündürücü bir süreç. Kimi zaman insanın yerini alabileceği düşüncesi içimizi ürpertiyor. Ama unutmayalım ki, yazmak sadece kelime dizmek değil. O bir ifade biçimi, bir duygu aktarımı... Ve bu, yapay zekanın asla tam anlamıyla başaramayacağı bir şey. Yazarken hissetmek, o anı yaşamak... İşte, gerçek yazarın farkı burada ortaya çıkıyor. Yani, yapay zeka belki iyi bir yardımcı olabilir ama onun yerini alması, çok uzak bir hayal gibi görünüyor.