Kariyer hedefleri, insanın yaşam yolculuğunda pek çok farklı rotayı barındırır. Kısa vadeli hedefler, adeta birer taş gibi; bazen kaygan, bazen sağlam, ama her zaman ilerlemeyi amaçlayan. Uzun vadeli hedeflerse bir dağın zirvesi gibi... Evet, gitmesi zor; ama bir gün o zirveye ulaşacağınızı bilmek, insanı motive ediyor.
Kısa vadeli hedeflerin, tam da hayatın akışında, kişiyi hedefe doğru iten bir ivme sağladığı inkar edilemez. Ancak, bu hedeflerin belirlenmesinde dikkatli olmakta fayda var. Hani derler ya, "Bir adım at, gerisi gelir." İşte burada, o bir adımın nasıl bir adım olacağı; nereye gideceğinizin haritasını çizen bir unsur. Mesela, "Bu ay şu kursa katılacağım" demekle, "Kendimi geliştirmek için her gün bir saat çalışacağım" demek arasında ciddi bir fark var... Hedefler, ne kadar somut olursa, o kadar ulaşılabilir hale gelir.
Uzun vadeli hedefler, o hayal ettiğiniz kariyer manzarasının ana hatlarını çiziyor. Birçok kişi, "İleride şef olacağım" demekle yetiniyor. Ama gerçek şu ki; bu hedefe giden yolda kaç ton çamurdan geçeceksiniz, kim bilir? Kendi potansiyelinizi keşfetmek için bazen aylarca, hatta yıllarca süren bir çaba gerekebilir. Yani, "Hayaller gerçek olur" demek kolay, ama o hayalleri gerçeğe dönüştürmek için kaç yere düşüp kalkmanız gerektiğini düşünün...
Bir kariyer planı yaparken, kısa ve uzun vadeli hedeflerin uyum içinde olması gerektiğini unutmayın. Yoksa, bir bakmışsınız, o dağ zirvesine ulaşmak için çıktığınız yolda kaybolmuşsunuz. Hedeflerinizi belirlerken, kendinize şu soruyu sorun: “Bu hedef, beni nereye götürüyor?” Hani derler ya, "Hedefin yoksa, nereye gittiğini bilemezsin." Ama bir yere varmak için yola çıkmak da bir cesaret gerektiriyor; doğru mu?
Kısa vadeli hedefler, bazen bir tür motivasyon kaynağı olabilir. "Bugün şu kitabı bitireceğim," demek, bir bakıma kişisel bir zafer kazanmak gibi. Ama uzun vadeli hedefler, o büyük resmi görmek ve hayal gücünüzü serbest bırakmak için bir fırsat sunar. Yani, "Ben bir gün kendi işimin patronu olacağım" diye hayal etmek, belki de o yolda atılacak ilk adımlardan biridir...
Unutmayın ki her hedef, bir tür yolculuktur. Kısa vadeli hedefler, birer mola yeri gibi; uzun vadeli hedeflerse, varış noktanız. Hayatın getirdiği engeller, bazen bu hedeflerinizi sorgulamanıza neden olabilir, ama pes etmemek gerekir. Hedeflerinizi belirlemek, kendinize bir yol haritası çıkarmak, aslında hayatınızı şekillendirmekle eşdeğerdir.
Sonuçta, kariyer hedefleri belirlemek, bir maraton koşmak gibidir. Kısa vadeli hedefler, o maratonun başlangıç çizgisine kadar olan mesafeyi kısaltırken, uzun vadeli hedeflerse sizi nihai hedefe ulaştıracak olan motivasyon kaynağıdır. Kendinize güvenin, hedeflerinizi belirleyin ve bu yolculukta keyif almaya bakın... Vallahi, hayatta en güzel şeylerden biri de budur!
Kısa vadeli hedeflerin, tam da hayatın akışında, kişiyi hedefe doğru iten bir ivme sağladığı inkar edilemez. Ancak, bu hedeflerin belirlenmesinde dikkatli olmakta fayda var. Hani derler ya, "Bir adım at, gerisi gelir." İşte burada, o bir adımın nasıl bir adım olacağı; nereye gideceğinizin haritasını çizen bir unsur. Mesela, "Bu ay şu kursa katılacağım" demekle, "Kendimi geliştirmek için her gün bir saat çalışacağım" demek arasında ciddi bir fark var... Hedefler, ne kadar somut olursa, o kadar ulaşılabilir hale gelir.
Uzun vadeli hedefler, o hayal ettiğiniz kariyer manzarasının ana hatlarını çiziyor. Birçok kişi, "İleride şef olacağım" demekle yetiniyor. Ama gerçek şu ki; bu hedefe giden yolda kaç ton çamurdan geçeceksiniz, kim bilir? Kendi potansiyelinizi keşfetmek için bazen aylarca, hatta yıllarca süren bir çaba gerekebilir. Yani, "Hayaller gerçek olur" demek kolay, ama o hayalleri gerçeğe dönüştürmek için kaç yere düşüp kalkmanız gerektiğini düşünün...
Bir kariyer planı yaparken, kısa ve uzun vadeli hedeflerin uyum içinde olması gerektiğini unutmayın. Yoksa, bir bakmışsınız, o dağ zirvesine ulaşmak için çıktığınız yolda kaybolmuşsunuz. Hedeflerinizi belirlerken, kendinize şu soruyu sorun: “Bu hedef, beni nereye götürüyor?” Hani derler ya, "Hedefin yoksa, nereye gittiğini bilemezsin." Ama bir yere varmak için yola çıkmak da bir cesaret gerektiriyor; doğru mu?
Kısa vadeli hedefler, bazen bir tür motivasyon kaynağı olabilir. "Bugün şu kitabı bitireceğim," demek, bir bakıma kişisel bir zafer kazanmak gibi. Ama uzun vadeli hedefler, o büyük resmi görmek ve hayal gücünüzü serbest bırakmak için bir fırsat sunar. Yani, "Ben bir gün kendi işimin patronu olacağım" diye hayal etmek, belki de o yolda atılacak ilk adımlardan biridir...
Unutmayın ki her hedef, bir tür yolculuktur. Kısa vadeli hedefler, birer mola yeri gibi; uzun vadeli hedeflerse, varış noktanız. Hayatın getirdiği engeller, bazen bu hedeflerinizi sorgulamanıza neden olabilir, ama pes etmemek gerekir. Hedeflerinizi belirlemek, kendinize bir yol haritası çıkarmak, aslında hayatınızı şekillendirmekle eşdeğerdir.
Sonuçta, kariyer hedefleri belirlemek, bir maraton koşmak gibidir. Kısa vadeli hedefler, o maratonun başlangıç çizgisine kadar olan mesafeyi kısaltırken, uzun vadeli hedeflerse sizi nihai hedefe ulaştıracak olan motivasyon kaynağıdır. Kendinize güvenin, hedeflerinizi belirleyin ve bu yolculukta keyif almaya bakın... Vallahi, hayatta en güzel şeylerden biri de budur!